İçeriğe geç

Görüşmeler randevu ile yapılır  ·  Bu sitede sonuç vaadi ve ücretli hizmet satışı yoktur

Medyum Canan Hoca Halk inançları arşivi

İlm-i Remil: Tarihi, On Altı Şekli ve Osmanlı’daki Yeri

İlm-i remil geleneğindeki on altı şeklin nokta dizilimiyle gösterimi

İlm-i remil, Arapça ilm al-raml yani “kum ilmi” adından gelir. Kum, toprak ya da kâğıt üzerine sayılmadan konulan noktaların oluşturduğu şekillerin yorumlanmasına dayanan bir gelenektir. Batı dillerine geomancy olarak geçmiş, Latince kaynaklarda geomantia adıyla anılmıştır. Yüzyıllar boyunca hem İslam coğrafyasında hem Avrupa’da neredeyse aynı kurallarla uygulanmış olması, onu kültürler arası aktarımın en dikkat çekici örneklerinden biri yapar.

Sistem nasıl kurulur

Uygulayıcı, sayısını bilmeden hızla bir dizi nokta koyar. Sonra bu noktalar ikişer ikişer ayrılır. Geriye tek nokta kalırsa o satır bir, çift kalırsa iki işareti alır. Dört satır art arda kurulunca ortaya dört basamaklı bir dizi çıkar. Her basamağın iki olasılığı olduğu için toplam on altı farklı şekil mümkündür.

Bu on altı şeklin her birinin kendine ait bir adı, bir tabiat karşılığı (ateş, hava, su, toprak) ve bir yorum alanı vardır. Kaynaklarda adları değişse de sayı ve yapı sabittir. Şekiller boş bırakılmaz; dört ana şekilden türetilen diğerleriyle birlikte on altı haneli bir çizelge doldurulur. Bu çizelgeye kaynaklarda zâyirce ya da şekil tablosu denir.

Sistemin iç tutarlılığı

Burada önemli bir ayrım var. Remilin hesap kısmı tutarlıdır: kuralları bellidir, aynı girdiyle her zaman aynı çizelgeyi verir, öğrenilebilir ve öğretilebilir. Matematiksel olarak ikili sayı sistemine benzer bir yapı kurar. Tartışmalı olan hesap değil, yorum varsayımıdır: rastgele konulan noktaların gizli bir gerçeği ya da geleceği taşıdığı iddiası.

Bu ayrımı görmek, konuyu anlamanın anahtarıdır. Bir sistemin düzenli olması, verdiği sonucun doğru olduğunu göstermez.

Kökeni ve yayılışı

Gelenek Kuzey Afrika ve Arap dünyasında biçimlenmiştir. Kaynaklarda kurucu olarak efsanevi isimler anılır, ancak bunlar tarihsel kişilikler değildir; her eski ilimde görülen “kutsal köken” anlatısının bir örneğidir.

Buradan iki yöne yayılmıştır. Doğuda İran, Hindistan ve Osmanlı coğrafyasına; batıda Endülüs üzerinden Avrupa’ya. Avrupa’da Orta Çağ’ın sonundan itibaren Latinceye çevrilmiş, Rönesans döneminde okült literatürün standart parçalarından biri hâline gelmiştir. Aynı on altı şekil, Latince adlarla, aynı kurallarla kullanılmıştır. Afrika’da ise bağımsız biçimde gelişen benzer sistemler bulunur; bunların bir bölümü sömürge dönemi öncesine uzanır.

Osmanlı’da remmallar

Osmanlı’da bu işi yapan kişiye remmal denirdi. Remmallık resmî bir ilim dalı ya da saray görevi değildi; müneccimbaşılık gibi kurumsal bir karşılığı yoktu. Buna rağmen halk arasında yaygındı ve konuyla ilgili çok sayıda remil risalesi kaleme alınmıştır. Bu risalelerin bir bölümü Türkiye ve dünya kütüphanelerindeki yazma koleksiyonlarında bugüne ulaşmıştır.

Risalelerin içeriği genellikle şu düzendedir: şekillerin tanıtımı, çizelgenin kurulması, hane karşılıkları ve soru türlerine göre yorum kalıpları. Yani bir tür el kitabıdır. Bu metinler, dönemin gündelik kaygılarını göstermesi bakımından sosyal tarih açısından değerlidir: kayıp eşya, yolculuk, hastalık, evlilik ve borç en sık sorulan konulardır.

Klasik dönemdeki eleştiri

Remile yönelik itiraz modern dönemde başlamamıştır. İbn Haldun, Mukaddime‘de gaybı bilme iddiasındaki yöntemlere ayrı bir bölüm ayırmış, remli de bu kapsamda ele alarak eleştirmiştir. Yaklaşımı dikkat çekicidir: uygulamanın varlığını ve yaygınlığını kabul eder, ancak geleceğe dair kesin bilgi verdiği iddiasını reddeder.

Fıkıh literatüründe de kâhinlik ve gaybdan haber verme yasaklanmış işler arasında sayılmıştır. Yani bu ilim, İslam düşüncesi içinde hiçbir zaman tartışmasız kabul görmemiştir.

Bugünkü değerlendirme

Rastgele konulan noktaların gelecekle ya da bilinmeyen bir olguyla bağlantı kurduğuna dair hiçbir bulgu yoktur. Yorumların inandırıcı görünmesinin bilinen iki açıklaması vardır:

  • Barnum etkisi: Şekil yorumları geniş ve esnek ifadelerle kurulur; hemen herkese, hemen her duruma uyar. Dinleyen kişi bunu kendine özel sanır.
  • Seçici hatırlama: Tutan yorum akılda kalır, tutmayan unutulur. Böylece zihin var olmayan bir isabet oranı üretir.

Neden yine de bilinmeli

Remil, İslam ve Avrupa düşünce tarihinin kesiştiği noktada duran, belgelenmiş ve izlenebilir bir gelenektir. Yazma eserleri, terminolojisi ve aktarım zinciri bellidir. Tarihsel ve kültürel değeri, iddialarının doğrulanıp doğrulanmamasından bağımsızdır. Bir geleneği anlamak, ona inanmak zorunda olmak demek değildir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır. Anlatılan uygulamaların etki ürettiğine dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır; metin bu inançların tarihsel ve kültürel içeriğini aktarır.

Aynı başlıkta

Diğer kayıtlar